En Derin Düzeyde Kendimiz Hakkındaki Düşüncelerimize Ne Olur?

Duygularımızdan kaçıyoruz ama nereye kadar? Oysa duygularımız bu anda, tam da nerede olduğumuzu gösteren, hayatın içinde bizi yönlendiren bir kılavuzdur. Duygularımızı yokmuş gibi bastırmak ve görmezden gelmek, pek de kolayımıza gelir. Başkaları bir yana, böyle yaparak kendimizi bile kandırabileceğimizi düşünürüz.

Halbuki en derin düzeyde kendimiz hakkındaki düşüncelerimizi, başkaları bize yansıtır ve bize öyle davranırlar. Değersiz olduğumuzu düşündüğümüz için bize değer vermezler, eksik olduğumuzu düşündüğümüz için bize eksik olduğumuzu söyler ve öyle davranırlar.

Kendimize güvenebileceğimizi hatırladığımızda, güvenebileceğimiz insanları hayatımıza çekeriz.

Beyaz SümbülHissettiğimiz duygulardan kaçmak için, başkalarının görüşüne bağımlı hale geliriz. Tek başımıza o hal ile yüzleşmekten korkarız. Böylece karşımıza bizi köşeye sıkıştıracak olaylar çıkmaya başlar. Ta ki başkalarına bağımlı olmadan, kendimize güvenebileceğimizi anlayıp, idrak edip, teslim oluncaya dek. Bir başkasının görüşünü almakta elbette bir sakınca yok ve buna yanlış diyemeyiz. Doğru ya da yanlış da yok ya aslında, o ayrı! Sadece hayırlı olan vardır. Bugüne kadar olan her şeyin hayırlısı ve olması gerektiği üzere olduğu gibi. Kendi kendimize yeterli olduğumuza inanmadığımız, aynada gördüğümüz bizi sevip beğenmemeye devam ettiğimiz sürece, hayat aynası da bize bu duyguyu sürekli yaşatacak kişileri karşımıza çıkartır ve onlar da bizim tek başımıza güvende hissetmememiz için ellerinden geleni yaparlar. Ne zaman başkalarına bağımlı olmayı bırakır ve kendimizi olduğumuz gibi kabul eder ve severiz, o zaman sadece bizi biz olduğumuz için seven, kendimize güvendiğimiz o frekansta, bizi güvende hissettiren insanlar da karşımıza çıkarlar. İhtiyaçlarımız, dileklerimiz ve niyetlerimizle diğer insanların aracılığıyla buluşturuluruz; ancak onların yardımına bağımlı halde olmadan ve kendi merkezimizde, kendi içimizde dengede olup, kendimize değer vererek yaşadığımız zaman.

Korkularımız sebebiyle anda deneyimlediklerimize bağımlı halde olur, başkalarını sınırlar ve değiştirmeye çalışırız. Bu pek de mümkün değildir. Ne bir başkasını değiştirmeye yetkimiz vardır, ne de sahip olduğumuzu düşündüklerimize sıkı sıkıya sarılıp, sahiplenmeye. Hayatı, olayları ne kadar kontrol etmeye çalışırsak, o kadar ellerimizden kayıp gider ve “bu benim” dediklerimiz de bizden kopartılarak alınır. Kendimizi hayatın akışına bıraktığımızda, mutlu ve güvende olduğumuzun farkına doğallıkla varırız.

Attığımız her adımda güvenle, sevgiyle ve neşeyle ilerleyelim geleceğe. Bedenimiz, ruhumuz ve zihnimiz keyifle ve uyumla, dengede olsun.

“Burada ve şimdinin tadını çıkartmak için ihtiyacım olana sahibim. Her şey hayatımın iyiliği için birlikte çalışıyor, şimdi.”

Reklamlar